Uzak Gitmeler Üzerine..

Yollar
Nasıl aşılıyordu

İnsanlara gitmeyi?

Kimselere ait olunamayan bir zamanların içerisinden - 2012-01-03

Paylaş: Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş

 

  Uzak bir yerlerde yaşayan kendi halinden bile bihaber olan bir insandı, Cemal. Kimselere gözükmez sabahları sessizce çıkar giderdi evden. Kendinden başka dost tanımaz, dertlerini dökebildiği bir defterine yazardı. Onda bile kendi kendini anlayamazdı.

 

  Her günkü gibi sessiz bir güne lanet etmişti yine kendince. Ama farklı bir gündü o gün lanetinde bile mutluluk seziyordu sanki.


 

Ani bir ses ile irkildi. Birileri konuşuyordu yakınlarda. Ayağa kalktı ve baktı camdan.2 adam 1 kadın vardı bir şey konuşuyorlardı. Bir müddet izledikten sonra karşıdaki binaya taşındıklarını gördü.Önemsemeyerek çıktı yine evinden.Canı sıkılıyordu artık,ne bir ses vardı evde nede bir arayanı…

 

  Eski sevdaları gelip duruyordu aklına ,terk edilişleri, en çok sevdikleri falan. Öyle böyle değildi çok sevmişti,nefret edecek kadar kendinden..

 

  Akşama doğru döndü evine, hepsini yiyemediği fakat her gün aldığı 2 ekmek kolunun altındaydı yine ve de sigarası ağzında filtresini buram buram yakan derecede.İçeri girdi bir duşa girdi.Yemeğini yedi  ve oturdu her zamanki yerine,tam karşıdan bakan televizyona..

 

  Gözü pencereye ilişmişti,karşı binaya dikti gözlerini.Yeni taşınan kızı gördü gözleri,kızda pencereyi açmış etrafına bakınıyordu.Cemal’i fark etti o an.Cemal oturdu yeniden yerine.Televizyona bakarken aklına takılmıştı o kız.Kızı tanımıyordu,konuşmamışlardı bile fakat hoşlandığını hisseder gibi olmuştu,Cemal.

 

Kapı çaldı bir anda, açtığında kızın gülüşü dolmuştu bir anda yıllardır ağzına kadar yalnızlık dolmuş o köhne eve.Cemal şaşırmış kıza bakakalmıştı o an.”Merhaba” dedi kız.Hafifçe başınla selamladı Cemal.

Kız;

-         Ben buraya yeni taşındım ve kimseleri tanımıyorum,sizi camda görünce belki bir sohbet edip tanışırız diye geldim dedi.

 

Cemal buyur etti kızı içeri.Belki de yüzyıllardır içerisinde uyuyan heyecanı uyanmıştı hemde bir güzel gerçeğe.

 

Kız içeri girer girmez, zaman ve hatta hayat kısalmıştı bir anda. Tanışma faslı filan derken bir gecenin koynuna uzanmışlardı sohbet tadında. Kızı yolcu ettikten sonra, hiç olmadığı kadar garipleşmişti, Cemal. Aklından geçen biri vardı artık. Adı Yeşim’di. 28 yaşında aşkı hayata dahil ederlerse, nasibini alanlardan işte. Böyle düşünceler arasında alarm sesine fırladı Cemal.

Kalktı, hazırlandı ve her zamanki gibi sigarası ağzında koyuldu yola, o her sabah giderken söylendiği ama gitmek zorunda kaldığı, işinin yoluna. Garipleşmişti ama Cemal, nereye baksa bir düşünce ilişiyordu zihnine. Akşam olup dönerken evine hiç yapmadığı bir şey yapmıştı. Başı dikti bir pencereye bakarcasına, belki de Yeşim’i arayan gözleri vardı artık.

 

Ağzından eksiltmediği o sigarasına karışıyordu bir garip aşk bestesi dudaklarında. Eve girdi, yemeğini yedi ve kuruldu her zamanki köşesine. Çok geçmeden doğruldu ve bir hışımla çıktı evden. Düşüncelerine hakim olamazken, ayaklarına da söz geçiremedi ve Yeşim’in kapısı önünde buldu kendini bir anda. Kız açınca kapıyı;

 

-         İyi akşamlar dedi sanırım bizde adet böyleydi iade-i ziyaret gerekliydi ya elbet diyerek gülümsedi.

Kız tabi ki dercesine buyur etti içeri. Muhabbetler zamanla yarış halindeydi sanki bir gece daha ıslanmıştı, Cemal’in yıllardır geçmek bilmeyen ömründe. Fazlada geç olmadan döndü evine o gece.

 

Aylar olmuştu artık bu böyle devam ediyordu sık sık. Karşılıklı gidip gelmeler filan. Bir gün Cemal dayanamadı ve açıldı Yeşim’e. E tabi kızda boş değildi Cemal’e karşı nihayetinde.

Günler haftaları kovaları, haftalar yılları derken eksiliyordu ömürlerinden zaman. Hoş, kimsede karşı değildi bu akışa. Evlenmeye karar verdiler bir gün. Aileler geldi, tanışmalar falan düğün tarihi bile konmuştu artık. Yıllardır yalnızlığına toz kondurmayan Cemal, aşk dolu, sevgi dolu bir adam olmuştu artık. Tek dünyası vardı artık.

 

Derken bir sesle fırladı yerinden Cemal. Kapı çalıyordu sersemlikle açtı, tanımadığı biri vardı kapıda. Bir adres sordu tarif etti Cemal ve tam kapıyı kapatırken karşıya birilerinin taşındığını gördü. Bunu görmüş gibiydi sanki daha önceden. İçeri girdi radyoyu açtı hazırlanırken “bir gece düştü düşüm aniden” diyordu. Yavaşça gitti aynaya doğru şöyle bir baktı kendine,

 

-oğlum Cemal dedi oğlum Cemal. Kaç uykular daha eksilteceğim acaba, kaç düşsel yorgunluklar. Bu yalnızlık çok ağır artık  diye hayıflandı durdu kendine.

 

Ve her zamanki gibi sigarası ağzında uzadı gitti yalnızlığınla birkaç solukla biraz uzaktaki işine.

İlgili Aramalar: Kimselere ait olunamayan bir zamanların içerisinden

Bu şiir 297 kez okundu. 0 yorum.

YORUMLAR   

 (Yorum Yaz)

Eserlerin sahibinden izinsiz kopyalanması "5846 SAYILI FİKİR SANAT ESERLERİ YASASI"na göre suçtur!!